Eğitim ve Sistem

Okullar açıldı ve şu anda sadece ilk öğretimde yaklaşık 11 milyon, liselerde ise 3,5 milyona yakın gencimiz eğitilecek. Yüksek okulları, açık öğretimi kattığımızda 23 milyonu aşkın öğrenci var ülkemizde. Bu çok büyük bir rakamdır. 23 milyon bugün nasıl eğitiliyor, şekillendiriliyorsa, yarın öyle bir toplum çıkacak karşımıza. Mevcut eğitim sistemi açısından bakıldığında, eğitimin faşist gerici muhtevası, yozlaştırıcı, yabancılaştırıcı, baskıcı niteliği gözönünde bulundurulduğunda, ülkemizi çok parlak bir geleceğin beklemediği aşikardır.

Devamı >>

Gençlerimiz, 'küresel' pazarın malları olmayacak

Gençlerin sosyal ve siyasal hayata katılmaları nasıl beklenebilir bu ülkede? İlköğretimden başlayıp yüksek öğretim sonuna kadar gençlerin kendilerini elenecek un ya da seçilecek karpuzmuş gibi hissetmesini sağlayan sayısız sınavın varlığını gözönüne aldığımızda, gençler, en dinamik çağlarında, sadece eleğin üzerinde kalmak için tüm sosyal hayatından, siyasal girişimlerden vazgeçiyor doğal olarak. Daha doğru bir ifadeyle, vazgeçiriliyor.

 Devamı >>

Sen Hala Uzağında Mısın Kavganın?

Hepimizin birçok sorunu var. Sorunlarımızın kaynağı bu düzendir. Yoksulluk, açlık, işsizlik yaşıyoruz, baskı ve zulüm görüyoruz, her gün adaletsizliklerle karşı karşıyayız, çalıştığımız yerlerde patronlar tarafından emeğimiz sömürülüyor, hakkımız yeniyor, yeri geliyor küfürleriyle, hakaretleriyle karşılaşıyoruz. Fakat tüm bunların karşısında ne yapabiliyoruz?
İşte temel sorunumuz budur!
Emekçiyiz, işçiyiz, memuruz, köylüyüz, ev kadınıyız, gecekondu yoksuluyuz, öğrenciyiz, inançları, düşünceleri, dili, kültürü baskı altında olanız...

 Devamı >>

          Adaletsiz Kalmayacağız!

 

Adalet, tarihin en eski mücadele konularından biridir, ekmek kavgası kadar eskidir... ekmek ve adalet kavgası hep içiçe olmuştur tarihte. Adaletten vazgeçmeyeceğiz diye yazmıştık geçen hafta. "Adaletsiz kalmayacağız" diye devam ediyoruz. Bize adaletsizliği "doğal" bir şeymiş gibi kabul ettirmek istiyorlar; tıpkı yoksulluğu, tıpkı sadakayla yaşamayı, tıpkı emperyalizme bağımlılığı kabul ettirmek istedikleri gibi. Fakat bunların hiçbirini kabul etmiyoruz. Adaletsizliğe mahkum olmayı da kabul etmeyeceğiz. Er ya da geç, şu ya da bu biçimde, adalet tecelli edecektir. Adaletin yerine gelmesinin önündeki engel, bizzat düzenin kendisiyse, o takdirde o engel de aşılacaktır. Bundan emin olduğumuz için, büyük bir kesinlikle "adaletsiz kalmayacağız" diyoruz.

 Devamı >>

Bir İlan

27 Nisan tarihli Birgün Gazetesi'nin 4. sayfasında bir ilan yayınlandı. İlan, devrimci hareketin önder kadrolarından Sabahat Karataş'la ilgiliydi... Sabo'nun ismini, resmini gören yoldaşları, devrimciler, hemen altındaki dizeleri okumaya başladılar...

Ama okudukları, o resme yakışır satırlar değildi.

 Devamı >>

Bu devlet kimin devleti?

Halka Ait Bir Devlette Halk Bu Kadar Ölür Mü?

Halkın iktidarının işbaşında olduğu ve halk için varolan bir devlette, halk bu kadar çok, bu kadar ucuz ölümler yaşamaz. O zaman bu devlet halkın devleti değildir.Tuzla tersanelerinde yaşanan ölümler üzerine, Çalışma Bakanı Faruk Çelik diyor ki; "böyle üzücü olaylar cereyan etmeye devam edecek".
Devam edecek olan ne? İşçilerin ölümleri. Neden engellemiyorsun öyleyse, elini tutan ne?

 Devamı >>

Faşizmin Şiddeti Her Zaman Orantısızdır

Onlar, 1 Mayıs'ta kafası, gözü yarılanlar, yerlerde sürüklenenlerdir.
Onlar, işçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar kısacası halk olarak bayram kutlaması için çıktıkları sokaklarda böylesine vahşice saldırıya uğradılar.
Bu vahşetin sorumluları, Başbakanı, bakanları, valisi, emniyet müdürü, bu ülkenin insanı olabilirler mi? Bu ülkenin insanları, halka, emekçilere bu kadar düşman olabilir mi?
Saldırdıkları, kurşunladıkları, yaraladıklarına büyük düşmanlıkları vardı.
Niye bu kadar düşmanlar? Neden bu saldırı? Kim bu saldırgan güruh? Bu saldırganlıkla neyi koruyorlar?

 Devamı >>

Kızıldere Dünümüz, Bugünümüz, Yarınımızdır

Kızıldere'de açılan yol, devrim yoludur; bizi bağımsızlığa, demokrasiye ve sosyalizme götürecek uzun ve ancak güzel ve görkemli bir yoldur... bu yolda birleşelim. Türkiye halklarının mücadelesinin politikleşerek yükseldiği 1960'ların sonlarından bugüne, mücadelenin ilerlediği, gerilediği, kesintilere maruz kaldığı çeşitli dönemler oldu. Bugün açısından baktığımızda, mücadelemizin kitlesellik ve diğer bazı açılardan geçen 40 yılın en üst düzeyinde olduğunu söyleyemeyiz; fakat Türkiye devrimi açısından umudumuzun ve inancımızın en üst düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü geçen 40 yıl, ülkemizin devrimden başka çıkışının olmadığını tekrar tekrar göstermiştir. Bunun kitleler tarafından açık olarak görülüp politik bir tavra dönüşmesi, bir süreç işidir, ama bu nesnelliğin kendini her geçen gün daha fazla hissettireceğini bugünden söyleyebiliriz.

 Devamı >>

Uras'ın Önerisi Kime Hizmet Eder?

Uras'ı ÖDP Genel Başkanlığı'na seçenlerin bir kısmı kuşkusuz tam da bunu, yani düzeniçi politika yapması için seçmişlerdi.
Kendisini bunun için seçenleri yanıltmıyor Ufuk Uras...
ÖDP'de hala devrimin, sosyalizmin savunulabileceğini düşünen, "Genel Başkanı" ndan bunu yapmasını bekleyenlere ise kalan, sadece bir hayal kırıklığı ve aldatılmışlık olacaktır.
Oligarşinin Ergenekon Davası-AKP'ye kapatma davası üzerinde somutlaşan siyasal krizi, düzenin çeşitli kesimlerini "krizi çözmek üzere" harekete geçirdi. Harekete geçenlerden biri de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'dü. Gül, bu gelişmeleri görüşmek üzere meclisteki partilerin (DTP hariç) temsilcilerini Çankaya'ya çağırdı.

 Devamı >>

AKP'nin Türban İstismarı

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, türban bir inancın simgesi olduğu kadar, aynı zamanda oligarşi içi çelişkilerin de simgelerinden biridir...
AKP için her şey piyasa malıdır! Türban da öyledir!
AKP inanç özgürlüğünü savunmuyor; iktidarını pekiştirmeyi hedefliyor!
Düzen içi islamcılık, hiçbir inancı savunamaz; kullanır!
Kimse sorun çözüldü, artık gündemden çıkacak sanmasın; Türban "kullanıldığı" sürece sorun da çözülmeyecektir!

AKP'NİN TÜRBAN İSTİSMARI
Tayyip Erdoğan'ın 14 Ocak'ta İspanya gezisi sırasında "velev ki siyasi simge olsun... simgelere yasak getirebilir misiniz?" diyerek yeniden gündeme getirdiği türban sorunu, AKP ve MHP'nin türbanı üniversitelerde serbest bırakmak için anayasa değişikliğinde anlaşmalarıyla yeni bir aşamaya geldi.

 Devamı >>

Şimdi Sorgulama Zamanı

Abdullah Öcalan, 2007 Mayısında avukatlarıyla yaptığı görüşmede, "Avrupa bizi sattı" diyordu. Bugünlerde, Kuzey Irak'a yönelik saldırıların ardından aynı söz ABD'ye yönelik olarak sık sık tekrarlanıyor. Daha yakın zamanda yapılan "ABD'ye bir düşmanlığımız yok" türündeki resmi açıklamaların aksine, ABD'nin pragmatistliği, milliyetçiliği kışkırttığı, Ortadoğu'daki planlarını sorgulayan, eleştiren yaklaşımlar görülüyor. Bu yaklaşımlarda AB'ye, ABD'ye ve kendi deyimleriyle "uluslararası kurumlara" ilişkin şaşkınlık, hayal kırıklığı iç içe geçmiş olsa da, bir sorgulama ihtiyacı da dile getirilmiş oluyor

 Devamı >>

Bir Kez Daha Devrimci Eylem Anlayışı Üzerine

 

Bir süredir çeşitli şehirlerde süren araba yakma eylemleri ve 3 Ocak'ta Diyarbakır'da gerçekleştirilen bombalı eylem, eylem anlayışı üzerinde bir kez daha durmamızı gerekli kılmıştır. Baştan belirtmeliyiz ki, ne bu biçimiyle araba yakma eylemleri, ne de Diyarbakır'daki eylem, devrimcilerin yapacağı veya savunabileceği eylemler değildir. Bu eylemleri, muhtevasıyla ve ondan bağımsız olmayan biçimiyle eleştiriyor ve mahkum ediyoruz.
Yanlış eylem çizgisi, en genel anlamda halkın kurtuluşu adına çeşitli siyasi örgütlülükler aracılığıyla sürdürülen mücadelede, Türkiye soluna uzun bir süredir büyük zararlar vermektedir.

 Devamı >>

Sahte Milliyetçilik Ve Milliyetçiliğin Sahtekarlığı

 

Hep söylemişizdir; yarın ülkemize yönelik bir açık işgal gerçekleştiğinde, işgalcilerle ilk teslim olacak ve işgalcilerle işbirliğine girecek olan onlardır. Daha birkaç hafta öncesine kadar Amerika'ya söylemedikleri kalmamıştı. "Amerika bölücüleri himaye ediyordu. Türkiye üzerinde hain emelleri vardı.." vs. vs. "Milliyetçiler" çok kızgındılar Batı'ya. Özellikle de ABD'ye. Bu kızgınlıkları, bir günde yerini hayranlığa bıraktı.

 Devamı >>

 

Bu Gözler, Başka Hangi Acıları Görecek?

 

1937'den 70 yıl sonra, 2007'de "O acıları hayal bile edemeyecekleri yoğunlukta yaşatacağız" dedi Genelkurmay Başkanı Büyükanıt. Dolaşıyoruz tarihte. Ve soruyoruz; hayal bile edilemeyecek bir acı var mı acaba Cumhuriyet tarihinde? Sadece iki yıl içinde –1937-38– 90 bin kişi katledildi Dersim'de. Ve kimse tarihin bu kesitini yazmıyor, konuşmuyor. Evet, herhangi bir olaydan, sıradan bir rakamdan değil, 90 bin kişinin katledilmesinden bahsediyoruz.

 Devamı >>

Kardelen Ayşe!

 

"Kardelen Ayşe, Kardelen Ayşe
      Na'pıyorsun bize söyle
      Hayalimi yazıyorum
                                              Öğretmen olmak istiyorum"

Hatırladınız değil mi, bu reklam filmini? Hatta melodisiyle mırıldanmaya bile başlamışsınızdır. Öğretmen olmak isteyen ve bu hayalini kara tahtaya yazan bir kız çocuğu olan "Kardelen Ayşe" ve ona soru soran diğer kardelenler… İnsanın içini ısıtan, ama biraz da buruk bırakan o reklam filmi aslında ülkemizdeki eğitim sistemini bütün gerçekliğiyle ortaya koyuyor, nasıl mı?

 Devamı >>

 

Esaret Altındaki Bayrak

Bayrak asın!" diye hezeyan içinde çırpınmaya devam ediyor. Bir lig maçında, bir sendika kongresinde, hapishanelerle ilgili bir eylemde, kadın sorunlarıyla ilgili bir protestoda "milli bayrağın" ne işi var, diye sormuyor kendine. Herkesi tehdit ediyor, "bayrak asın!"...
Öylesine hezeyan içindeki biraz sonra sözünü şöyle tamamlıyor: "Bayrak asmayanı asın!"
Oysa... bayrak astırmanın adeta bir histeriye dönüştüğü bu ülke, ulusal onuru emperyalistler karşısında ayaklar altına alınmış bir ülkedir. Ekonomisini, ordusunu, siyasetini kendisi yönetemeyen bir ülkedir. Her şeyini emperyalist güçler belirler.

 Devamı >>

Greenpeace De Terörist!

Greanpace'ye Danimarka'da "terör yasası"ndan dava açıldı... Peki ne yapmıştı Greenpeace? Ziraatçılar Birliği'nin Kopenhag binasına girerek, binanın dışına büyük bir pankart asmıştı. Evet, hepsi bu kadar... Ve Danimarka, 11 Eylül'den sonra yasalarına eklediği bir maddeye dayanarak "terör" suçundan yargılayacak Greenpeace'yi...
Greenpeace, çevre sorunları konusunda eylem yapan bir örgüt. Siyasal bir iddiası yok. Mevcut dünya düzenine temelden bir itirazı yok.
Greenpeace, örneğin NATO'ya karşı çıkmaz, NATO'nun nükleer silahlarına karşı çıkar. Greenpeace, emperyalist tekellere karşı çıkmaz, sadece onların çevreyi kirletmelerine karşı çıkar. Greenpeace, küreselleşmeye karşı çıkmaz, "daha insani" bir küreselleşmeden yanadır...
                                                                                                                Devamı >>

Gençliği Bu Hale Kim Getirdi?

16 Mayıs tarihli Hürriyet, İstanbul Üniversitesi'nde iki gencin, ders yapılan amfide esrar kullanırken resmini yayınladı. Habere göre; 20 Nisan 2005 tarihinde çekilen resimdeki "öğrenciler", okulda uyuşturucu satışı da yapıyorlardı. Aynı gün, aynı gazetenin köşe yazarı Tufan Türenç ise, İstanbul'daki bir Üniversite'de, günlerce yapılan duyurular ve öğretim üyelerinin öğrencilere tavsiyelerine rağmen, "ünlü" bir ekonomi profesörünün konferansına sadece 11 öğrencinin katıldığını, aynı saatte büyük amfide ise bir kadın şarkıcının toplantısında salonun tıklım tıklım dolu olduğunu anlatıyordu.                                                                                                                Devamı >>

Devrimci Halk İktidarı Neden Gerekli?

Menderes döneminde zulüm bitmediği gibi, sömürü katmerleşti, emperyalistler ülkemize yerleşti. 1970'lerde dağlara taşlara "Umudumuz Ecevit" diye yazıldı; toprak işleyenin, su kullananın olacak diyordu Ecevit, "Ak günler" vaat ediyordu... Zamlar, kuyruklar, katliamlar ve sıkıyönetimler dönemi oldu Ecevit iktidarı da... Özal'la "liberalleşecektik, demokratikleşecektik"; tam bir soygun ve yozlaşma cumhuriyetine döndük... "Bana 500 gün verin, sizi rahata erdireceğim"dediği için Demirel'i destekledi halk, ev, araba sahibi olurum diye Çiller'e verdi oyunu.                                                                                                               Devamı >>

Yüreğimde Yetim Bir Sızı

Sabah akşam dayak yiyip aşağılanan çocuklar, artık ağlamamayı da öğrenmişti. Küçük çocuklara ağlamamayı öğretmek pek de zor olmamıştı onlar açısından. Naylon terliklerle başlayan dayak faslı, ağladıkça şiddeti artan bir işkence oluyordu. Sopaların üstünde "cennetten çıkma", "baklava" gibi çeşit çeşit isimler yazıyordu. Dayağı kutsal veya tatlı bir şey gibi görüyorlardı demek kendi ruh dünyalarında.                                                                                                                 Devamı >>

Halka Zarar Veren Eylemler

23 Mayıs'ta Ankara Ulus'ta meydana gelen ve 7 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlama üzerine  Dr. Bahoz Erdal'ın açıklamaları yayınlandı. Ve işte bu noktada da, kim yapmış, kim üstlenmiş tartışmasının ötesinde, Kürt milliyetçi hareketin bu anlayışı tartışılmak zorundadır.                                                                                                                 Devamı >>