UĞUR'suz Ülke

İçimiz bu günlerde daha çok acıyor. Bu ülkede bir çok şeye tanık olduk. Adaletsizliklere, hukuksuzluklara, vahşetlere, linçlere, Susurluk devletinin katliamlarına…

Uğur Kaymaz ve Babası Ahmet Kaymazın 21 Kasım 2004’te devletin yasal teröristleri tarafından katledilmesi davasında yine katiller serbest bırakıldı. Bu durum alışık olmadığımız bir şey değil ve belki de beklendik bir durumdu çoğumuz için. Ama içimizi acıtmasına engel olamadı bu alışkanlıklarımız.

 

İçimizi acıtan o kadar çok şey var ki bu olayda…

Bu sistem ve onun bağımsız(!) mahkemelerinin, hakimlerinin,savcılarının bu olayda Uğuru terörist olarak tanımlamaları ve davanın başından beri bir çocuğu terörist olarak gören zihniyetleri...

 

Olayı “2 terörist ölü ele geçirildi” olarak veren medya…

 

Bu olayı bile doğal karşılayacak derecede uyuşturulmuş toplum. “Teröristlere her şey müstahak” anlayışının yerleştirildiği beyinler…

 

Peki 12 yaşındaki Uğurun küçük vücuduna 13 kurşun sıkan katillere ne denebilir. Sözcüklerin bu kadar anlamsız kaldığı çok az durum olmalı. İnsanın içindeki acısını sadece göz yaşlarıyla anlatabileceği durumlardan bir tanesi bu cinayette.

Uğurun bedenine 13 kurşunu sıkan polisler ile katil polislere beraat veren hakimler acaba evlerine gittiklerinde kendilerinden utanmadan, tiksinmeden çocuklarına nasıl dokunabiliyorlar, gözlerine nasıl bakabiliyorlar…

 

-         Baba bu gün işin nasıl geçti?

-       Yorucuydu oğlum 12 yaşındaki bir çocuğun / teröristin vücudunu delik deşik ettim.   

 

-         Baba davalarında ne vardı bu gün ?

-       12 yaşındaki bir çocuğun / teröristin katillerine beraat verdim kızım.

 

Uğur gerçekten terörist miydi ? Ne yapmıştı da terörist olmuştu? Devlet Uğur’u katlederek ülkeyi bir kez daha bölünmekten mi kurtarmıştı? Ayağındaki terlikle operasyona mı çıkmıştı Uğur evinin önünde...

 

Uğur yaşasaydı kim bilir ülke kaça bölünürdü…

 

Belki kalemden silgiden bomba yapardı…

 

Kağıttan uçak yapardı saldırı düzenlerdi…

 

Okul çantasında silah kaçakçılığı yapar sınıfındaki diğer öğrencileri örgütlerdi…

 

Uğurun katili; 17’sinde Erdal Ereni asan TC, kadın militanları konuşturmak için çocuklarına elektrik verip, sırtında sigara söndüren işkenceciler, 10-11 yaşındaki çocukları göz altına alıp işkence yapan “yasal teröristlerdir”…

 

Yaklaşan 23 Nisan ile bol bol vaaz dinleyeceğiz yine. Çocukların ne kadar önemli olduğundan, çocuklara verilen değerden dem vuracaklar. “Çocuklarımız geleceğimizin teminatıdır” kalıplaşmış cümlesi de tabi ki eksik olmayacak. Bu kadar gereksiz lafların arasında Uğurlar hatırlanmayacak, hatırlansa da unutulmaya, unutturulmaya çalışılacaktır. Uğurun katilleri yüzlerindeki iğrenç gülümsemeleri ile çocuklarla poz verecekler medya patronlarının kameralarına.  

 

Çürüyen senin küçük vücudun değil UĞUR, Bu ülke, bu sistem, bu toplum…

 

                                                                                                        20.04.2007