TAYAD'tan Anneler Günü Kutlaması - 13 Mayıs 2007

Bugün Anneler Günü olması itibarıyla TAYAD herkesin Anneler Gününü kutladı.  Yazılı bir açıklama yayınlayan TAYAD, anneliğin bir güne sığdırılan kutlamalarla sınırlandırılamayacağını, ülkemizde anaların halkı, vatanı ve evlatları için yaptıkları fedakarlıkları, ödedikleri bedelleri hatırlattılar.
Halkın Sesi olarak: zulmün en çok da anaları vurduğu ülkemizde, bıkmadan yılmadan evlatları için sokakları ve meydanları terk etmeyen ve en önde yürüyen TAYAD'lı analarımızın ve tüm analarımızın, Anneler Gününü kutluyor ve bu günle ilgili TAYAD'ın yaptığı açıklamaya yer veriyoruz. Aynı zamanda Ölüm Orucu Direnişi'nde şehit düşen ve bir ana olan Gülsüman Dönmez'in mektubunu da sizlere sunuyoruz.

"ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN!

Bugün 13 Mayıs Anneler Günü!
Analık kutsal bir değer.
Analık emeğin ve sevginin en katıksız olanı.
Kuşkusuz annelerimizin bu kutsal emeğine olan saygımız bir günle sınırlı olmayacak kadar büyük. Bizde isterdik ki analarımızın yüzü bu anlamlı günde gülsün, tüm anneler evlatlarına sarılabilsin,  onları koklayabilsin.
Ancak gülmüyor analarımızın yüzü;
Çünkü çocukları, eşleri iş bulamıyor. Ülkemizde hala bebeler açlıktan ölüyor, yoksulluk anaları sütsüz bırakıyor.
Gülmüyor anaların yüzü;
Çünkü yozlaştırılmaya, çürütülmeye çalışılan bir geleceğe hapsedilmiş evlatları,
Uyuşturucunun, fuhuşun esiri edilmiş birçok genç beden.
Onurlu bir yaşam, özgür bir gelecek ancak mücadele ve bedellerle kazanılmak zorunda. Bu uğurda nice genç insan tutsaktır bu ülkenin hapishanelerinde,
Gülemiyor analarımızın yüzleri.
Çünkü bu ülkenin hapishanelerinde tecrit var, zulüm var. Evlatlarının tutsak edilmiş bedenlerini görebilmek bile yasak onlara. Aylarca süren görüş ve mektup yasakları onları bu en doğal hakkından mahrum bırakıyor. Zulme karşı direnen evlatlar analarına yasaklanıyor.
Bu ülkenin anaları tecritin kaldırılması için ölümlere yatırdı bedenlerini.
Gülsüman Dönmez; Şenay Hanoğlu; Sevgi Erdoğan…
Tecritin kaldırılması talepleri yerine getirilmediği için hayatlarını kaybetti.
Bu ülkenin anaları 7 yıldır evlatlarının ölmemesi, tecritin kaldırılması için polis coplarıyla saldırıya uğradı, yaşlı bedenleriyle yerlerde sürüklendi, tutuklandı.
Bu zulmün uygulayıcısı başta AKP olmak üzere bu ülkenin egemenleridir. Bu ülkenin siyasetçileridir. Seçim dönemlerinde meydanlara çıkarak halkı yalanlarla, vaatlerle kandıranlardır. Onlara analık gibi kutsal değerler, katıksız sevgiler yabancıdır.
Kuşkusuz analarımıza en güzel hediye, evlatlarının onurlu ve mutlu olması, özgür bir geleceğe sahip olabilmesidir. Bu ideali ancak bu ülkenin onur, namus, adalet ve özgürlük mücadelesi veren devrimcileri gerçekleştirecek ve tüm analara onurlu bir yaşamı armağan edecektir.

Bizde en güzel armağanlara layık analarımızın Anneler gününü kutluyor, sevgi ve saygı ile kucaklıyoruz."

O bir ANA;

"Bu ölüm bir gün olacaktı. O zaman da annesiz kalacaktın. Ama yaşamın onurlu bir yanı vardır. Ölürken de bu onuru taşımak gerekiyor."

Gülsüman Dönmez'in Oğluna Yazdığı Mektup;

"Seni yoldaşlarıma, halkıma emanet ediyorum"


Canım oğlum. Seni çok seviyorum. Yeryüzündeki bütün insanları sevdiğim gibi. Sinan'ın sevgisi başkadır benim için . Seni canımdan çok seviyorum. Bunun için Ölüm Orucundayım ya...
Beni yanında istiyorsun canım oğlum. Ben senin yanında olmak istemem mi? Anne olmak sadece sana bakıp senin yanında olmak değildir. Bana kızıyorsun küçüğüm neden yanımda değil de, Ölüm Orucunda diye. Neden burada olduğumu büyüyünce anlayacaksın.
Biz devrimci abilerle, ablalarla iç içe yaşadık her zaman. Muharrem amcanı düşünsene onunla oyunlar oynar, onu çok severdin. "Ben de büyüyünce senin gibi olacağım" derdin Muharrem amcana. O şimdi şehit düştü. Ama sen onu küçükken tanımana rağmen hala unutmadın. Senin sevdiğin kadar ben de seviyorum şehitlerimizi. Hele tanıdıklarımız bizim için daha farklıydı. Birçoğu şehit düştü sevdiklerimizin, birçoğu da tutsak düştü. Latif amcanı, Eyüp abini, Yüksel abini çok seviyordun. Şimdi onlar tutsak. Ve o sevdiklerini hücrelere koymak istiyorlar. Canım yavrum biz de onları hücrelere koydurmamak için Ölüm Orucuna hem içerde hem dışarda başladık.
Şimdi benden uzaktasın ama yalnız değilsin. Ben seni yoldaşlarıma emanet ediyorum. Yoldaşlarıma ... halkıma emanet ediyorum.
(...)
Senin annen güçlü bir anadır. Sana istediğin herşeyi vermeye çalıştım. Bütün çabalarım iyi bir insan olarak yetişmendi. Sana devrimci ol diyemem ama benim gönlüm ister ki, bütün şehitlerimiz gibi Muharrem amcan gibi ve devrimci abilerin, ablaların gibi devrimci ol. Devrimci olmasan da iyi bir insan olmanı isterim.
Ben, şehitlerimize, halkımıza bağlı olduğum için Ölüm Orucu gönüllüsü oldum... Kendi isteğimle bu eylemde yer aldım. Sevincimi nasıl anlatayım bilemiyorum. Ancak bu duyguları Ölüm Orucuna yatanlar bilir.

Ben ölüme gülerek gidiyorum yavrum. Bu ölüm bir gün olacaktı. O zaman da annesiz kalacaktın. Ama yaşamın onurlu bir yanı vardır. Ölürken de bu onuru taşımak gerekiyor. 96 yılını hatırlıyorsun değil mi oğlum? İlginç abini, Berdan abini, Yemo abini hatırlıyorsun değil mi? Onlar da senin için, senin gibi binlerce çocuk iyi yaşasın diye şehit düştüler. Sen 7 yaşındaydın ozamanlar. Onları çok sevdiğin için 15 gün hiçbirşey yedirememiştim sana. Sen o yüreğine devrimcilerin sevgisini çoktan kattın.
Bana yazdığın mektuptaki gibi, "Anne neden orda olduğunu biliyorum ve seninle gurur duyuyorum" demiştin. Ben şehit düştüğümde yine gurur duyacaksın, duymalısın. Asıl annelik görevini o zaman yerine getireceğim. Seni çok çok seviyorum. Hasretle öpüyorum, canım oğlum. Beni anlayacağını umut ediyorum.
HOŞÇAKAL

Annen GÜLSÜMAN DÖNMEZ

halkinsesi.tv

<< geri