Sarıgazi’de Terör İşkence Komplo! - 03 Kasım 2007

Sarıgazi’de yaşanan jandarma terörü, gözaltılar, işkence ve tutuklanmalara ilişkin 2 Kasım Cuma günü Temel Haklar Federasyonu’nda bir basın toplantısı düzenlendi.

Sarıgazi’de 25 Ekim günü 13 kişi gözaltına alınmış ikisi tutuklanmıştı. Gözaltına alınanlara işkence yapılmış ve demokratik kurumlarda çalışan insanların üzerine zorla ifade vermeye zorlamışlardı.

Sözkonusu gelişmelere ilişkin olarak Temel Haklar Federasyonu adına açıklama yapılan açıklamada; 25 Ekim Perşembe günü, Sarıgazi’de zamları ve jandarma baskısını protesto ettikleri için zorla yollardan, evlerden ve işyerlerinden gözaltına alınan insanlara işkence yapıldığı ve çeşitli demokratik kurumlarda çalışan insanlar üzerine ifade vermeye zorlandıkları belirtildi.

Murat Nedim İlker’in yaptığı açıklamada; AKP iktidarının ‘işkenceye sıfır tolerans’ demagojilerini son süreçte asker cenazeleri kullanılarak tırmandırılan ırkçı-şoven duyguların ve faşist saldırıların etkisiyle unuttuğu(!) belirtilirken; bunları, özellikle de demokratik hak ve özgürlüklerini halkın da unutmasının istendiği dile getirildi.

”Bundan sonra benim için çalışacaksın…”

Bunun son örneğini Sarıgazi’de yaşayan Cihan Çağaniş, Mahir Boz ve Ulaş Alabaş’ın anlatımlarının ibret verici olduğu vurgulanan açıklamada;

“Bu yaşananlar Sarıgazi jandarmasının ilk icraatı değildir. Sonuncusu da olmayacaktır. Ancak; linçlerin, komploların haklar ve özgürlükler mücadelesini engelleyemediği, bundan sonra da engelleyemeyeceği bilinmelidir.” denildi.

Murat Nedim İlker’in ardından, Sarıgazi’de gözaltına alınanlardan Cihan Çağniş sözalarak yaşadıklarını şöyle anlattı;

“Beni, Coşanlar internet salonundan, Hasan adlı bir arkadaş ile birlikte, hiçbir gerekçe göstermeden gözaltına aldılar. Akrep diye bilinen aracın içine bindirdiler ve o anda tekme, tokat vurmağa başladılar. Karakola geldiğimizde askerler kapının önünde ikili sıra olmuşlardı. Aralarından geçerken döverek içeri aldılar bizi. Özellikle ayaklarıma vuruyorlardı. İçeride sorgu odasına aldılar hepimizi ve duvara dönmemizi istediler. Daha sonra dışarıdan gelen askerler bize tekrar vurmaya başladılar. Karakol komutanı bana ‘sen bittin’ dedi. Daha sonra gece saat 1:30 gibi nezarethaneden çağırdılar beni. Döve döve çıkardılar beni yukarı. İki tane komutan beni arabanın içine bindirerek Turuncu Kafe’nin yanındaki çimenliğe götürdüler. Bana ‘burada mı buluştunuz’ dediler. Daha sonra karakola geri getirerek bir odanın içine aldılar. Önüme Kemal, Taylan, Uğur, Murat, Mahir ve Ulaşın isimlerinin geçtiği bir kağıt geldi ve buradan hangisinin adreslerini biliyorsun diye sordular. Bende bilmiyorum deyince kafama silahla vurdular. Bunların üzerine ifade vereceksin dediler. Bende çok korktuğum için imzaladım. Bana dedikleri “seni götürürüz Temel Haklar’a ve bu isimleri senin söylediğini deriz” dediler. Bizi hastaneye iki kişi götürdüler doktor kontrolü için. Asker hastanede bunlar bizi yakmaya çalışan teröristler diyerek oradaki insanların yüzümüze tükürmesine sebep oldu. Daha sonra hakaret ve küfürlerle devam ettiler. Hastane ortamında iki de bir bize ‘terörist’ diye sesleniyorlardı. Bana ‘geri zekalı o. çocuğu seni jopun üzerine oturtacağım’ dediler. Mahkeme çıkışı karakol komutanı yanıma gelerek ‘bundan sonra benim için çalışacaksın’ deyip ‘0505 776 05 93’ nolu telefonu verdi” dedi.

Cihan Çağniş ten sonra söz alan Mahir Boz ise gözaltında yaşadıklarına dair şunları söyledi:

”Biz, karakola arkadaşımız Cihan Çağniş’in durumunu öğrenmek için gittik. Bize kimlik sordular. Ben işten geldiğimi ve kimliğimin evde kaldığını söyledim. Bizi dışarı çıkardılar sonra tekrar geri çağırdılar. Karakol komutanı geldi. Bana ve arkadaşlarıma tekrardan kimlik sordular. Herkes ismini söyleyip kimliğini verdi. Ben de işten geldiğimi, kimliğimin evde olduğunu söyledim. Karakol komutanı içeri girdi ve bana ve iki arkadaşıma “bizde sizi arıyorduk” deyip içeri aldılar. Suçumuzun Molotoflu eylem yapmak, bombalı pankart asmak olduğunu söylediler. Benim yaşımın küçük olmasına rağmen kelepçe taktılar. Bana tehditkar bir şekilde ‘ben senin nereye gittiğini- geldiğini biliyorum ve bana isim söyle seni bırakayım’ dedi. Bana işbirlikçilik teklif etiler. Benim bu olaylarla ilgimin olmadığını her söylememde bana insanlık dışı uygulamalar ve ahlaksız şeylerde bulundular. Benim bu olaylarla hiç ilgim olmadığı halde benim gözlerimi bağladılar gene çömeltip saldırdılar. Kısacası psikolojimi bozmaya, söylediklerini yaptırmaya çalıştılar” dedi.

halkinsesi.tv

<< geri