HASTA BEYİNLİ BİR CANLI RAUF TAMER
Aydın Doğan hazretlerinin havarilerinden birisi olan Rauf
Tamer için sermayenin köpeği demek bile o kadar hafif kalır ki onun
kişiliksizliğinin yanında birazdan yazısında da göreceğiniz gibi…
"1 Mayıs'a Doğru" Rauf Tamer’in 26 Nisan 2008 tarihli yazısı
“Ekmek, alınteri.
Hayır, yetmez.
Sermaye.
O da yetmez.
Teknoloji, girişim,
kurumlaşma, zekâ, plân program, disiplin...
ve daha birçok kavram içiçe.
1 Mayıs, artık böylesine
geniş bir koalisyon işte.
1 Mayıs, artık
Sanayi Günü.”
** 1 Mayıs 1 Mayıs olalı böyle bir yıl görmemiştir. Önüne gelenin 1 Mayısı kendi kafasına göre isimlendirip kendi kendilerine anlamlar kattıkları bir gün oldu. TÜSİAD’a göre “çalışma günü” olmalı, Akp hükümetine göre “emek ve dayanışma günü”, Rauf beyler ise 1 Mayısa apayrı “yeni” bir isim icat etmiş. Neymiş; 1 Mayıs sanayi günü.
Önce devlet 1 Mayısı bahar bayramı ilan etti şimdiyse yetmedi bu önüne gelenin bir isim yakıştırdığı güne dönüştü. 1 Mayısın adını ve anlamını değiştirmeye çalışanların tek amacı vardır 1 Mayısın sınıfsallığını yok etmek, işçi sınıfının bilincinin oluşturduğu bu günü unutturarak,bilinçlerden silerek halkı tamamen bilinçsiz koyun sürülerine çevirmektir. Rauf Tamer de sermayenin köpekliğini yaptığı için önüne atılan bir parça yağlı kemik için 1 Mayısa saldırmaktadır yazısında.
“Bakar mısınız?Bu fabrikalar, bu barajlar köprüler, bu gökdelenler hepimizin. Bütün bu otomobiller ve otoyollar hepimizin.”
** Rauf Tamerin Türkiye’den bahsettiğine inanamıyorum. Meğerse gökdelenler,fabrikalar,otoyollar,otomobiller,köprüler HEPİMİZİNMİŞŞŞ!!! Yani demek ki bizler kendi fabrikamızda karın tokluğuna çalışıp, kendi fabrikamızda kolumuzu kaybediyoruz, kendi fabrikamızda sömürülüyoruz, kendi maden ocağımızda göçük altında kalıyoruz, kendi tersanemizde gemiden düşüp ölüyoruz peki bunlar bizimse pastanın hepsini alıpta neden bizimde kırıntılarla yaşamamız isteniyor?
“Katil Sermaye 30 yıl evvel bile köhne bir slogandı.
O gitti.
Yerine Ulusal Servet diye bir erdem geldi.”
** Katil sermaya diye köhne, tu kaka bir slogan varmış bu gitmiş çünkü sermaye artık katil değilmiş, insanları sömüryormuşşş… Yerine ulusal servet diye bir ERDEM gelmiş.
Erdem felsefi bir kavramdır ve insanın davranışları, kişiliği ile ilgilidir. Ama ulusal servet diye bir erdem yoktur ve hiçbir zamanda olmayacaktır. Bu uydurma kavramı filozoflar görseydi üzüntülerinden ölürlerdi eminim ki.
“Lastik yakanları çok gördük... Oysa o lastikler, dış pazarlarda bizim yüz'akımızdır. Artık Avrupa Kalite Ödülleri için yarışan her Türk Malı, 1 Mayıs'ın simgesidir.”
** Bizim sırtımızdan kazandıkları parayla dünyanın en zenginleri listesine giren Türk iş adamları da bizim gururumuzdur !!!
“Korku ve dehşet saçan 1 Mayıslar, çook geride kaldı...
1 Mayıs, artık Ulusal Servet'e saygı günü... Eserlere sahip çıkma günü.
Şimdiden söyleyeyim. Kutlamalarda kalabalığın arasına birkaç ideoloji bezirgânı karışırsa, gülüp geçin arkadaşlar... O tip kelaynak'ları “haber diye” ekranlara ve gazetelere taşımayın sevgili meslektaşlar.
Koskoca Medya Sanayii, hâlâ sanayi düşmanlarının emrine ve keyfine tahsis edilemez. O gün hepimiz dikkatli olacağız.
Sanayi Günü'dür.
Genç Türkiye'ye armağan olsun.
Alınteri kutsal, sermaye tecrübeli, teknoloji ise mükemmeldir.”
** Korku saçan 1 Mayıs. Yaşanan 1 Mayıs katliamlarını yapanlar kimlerdir aceba bunu biraz araştırma zahmetine girseydi gerçekleride görürdü. Tabi sermayedar efendilerin kalemi ile gerçekleri yazacak değil. 1 mayıs korku saçar evet. Kim korkar 1 mayıstan. Tabiî ki halkın sırtındaki tekelci burjuvazi. Sabancılar, Koçlar, Aydın Doğanlar…
1 mayıs işçi sınıfına unutturulmaya çalışılan özlemleri hatırlatır. Daha yaşanabilir bir dünya, sömürülmeden, eşit bir şekilde ve özgürce… İşte bu düşüncelerden korkar sermayenin efendileri.
Yazısının başında 1 mayısa sanayi günü diyen Rauf Tamer yazısının sonuna doğru 1 mayısı Ulusal Servet'e saygı günü ilan ediyor. Yahu Tamer şimdi biz yarın 1 mayısı kutlarken Sanayi günü olarak mı yoksa Ulusal servete saygı günü olarak mı kutlayacağız… Yoksa paraya tapalım insanları daha çok sömürelim bayramı olarak birleştirsek mi…
Ve medya sanayine de sesleniyor yazısında. Medyayı bir sanayi olarak gören anlayışın ne gazetecilik ilkeleirnden ne meslek ahlakından bahsedilebilir çünkü habercilik, yazarlık onun için sanayilerine malzemedir. Medya sanayi patronlarına nasıl daha fazla kazandırırım diye düşünüp buna göre yazacak, haberleri de buna göre yapacaktır. Yazısında da zaten bunu öğütlüyor sevgili medya dostlarına.
Bir ideolojisi olan insanı kelaynağa benzetmesi ile ayrı bir komik durum. Sanayi düşmanı kelaynaklar. Ne istiyorsunuz siz düzenden…
Mankenlerin bacak arasından sakın çekmeyin fotoğraf makinelarınızı, kameralarınızı, sakın bu ülkenin gerçekleirni gazetelerinize, televizyonlarınıza haber yapmayın, görmeyin gerçekleri, siz daha fazla kazanmak için bin bir maymunluk yapın gazete sayfalarını, tv programlarını doldurmak için…. Ama ne yaparsanız yapın korkunuz son bulmayacak. “Bir gece gelip boğazımızı kesecekler” korkusu ile yaşayın holdinglerinizde… Korkularınızın gerçek olacağı güne kadar bizler 1 Mayısı 1 Mayısa yakışır şekilde bu günün ideolojisine göre kutlayacağız. 1 Mayısın kızıllığı eksilmeyecek artacak. YAŞASIN 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI…
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8791154&yazarid=183
________________________________________________
Hürriyet gazetesi yazarı! Rauf Tamerin 14 Nisan 2008 tarihli yazısı,
Kâbus
Gibi
"Gece gündüz, kaç ülkeden otostop'la
geldi geçti o italyan kadın. Türkiye'den geçemedi. Geçemez.İşte biz böyle bir ülke
olduk.Gelenek, âdap, edep,
medeniyet, muaşeret, insaniyet... Hepsini askıya aldık.Allah'tan korkmaz,
kul'dan utanmaz, hak hukuk tanımaz insanların arasında kaldık."
Tekelleşmiş medyanın sözcüsü, köpeği olmuş bir yazar ülkenin durumundan şikayet ediyor. Paranın en kutsal değer olduğu bir sistemde ve ülkede insandan şikayet ediyor, insanların bu duruma nasıl getirildiğini sorgulamadan. Ve devam ediyor.
"Cahil takım böyle.
Peki, yarı okumuş takım nasıl?
Devlet diyor ki:
-İzinsiz yürüyüş yapamazsın.
- Yaparım.
- Nasıl yaparsın?
- Yaparım.
- Miting için yasaklanmış güzergâhı kullanamazsın."
Cahil takımı dediği, İtalyan bir kadına tecavüz eden bir kamyoncu. Cahilliği sadece diplomaya indirgeyen zihniyet bu olayı da “eğitimsiz cahil işte bunlardan her şey beklenir” mantığı ile çözmüştür.
Yarı okumuş takım(?) İse biz emekçiler,öğrenciler,esnaflar,ev kadınları oluyoruz anlaşılan. Ve Rauf beyler şikayet ediyor "yarı okumuş takım"dan. Şikayet nedeni de öyle küçük bir şey değil. Taksime çıkmak istememiz…
Olur muymuş öyle şey. Devlet yapamazsın diyor ama siz yarı okumuş takımı laftan anlamayıp yaparım diye tutturuyorsunuz. Sizi yarı cahiller…
Ve devan ediyor…
"Ya peki, daha fazla okumuş, en en çok okumuş ve de artık güya adı aydın'a çıkmış takım nasıl?
Kanun diyor ki:
- Sürmekte olan bir dâvayı etkileyici yorum yapamazsın.
- Yaparım.
Ve de yapıyor.
Gece gündüz, sözlü yazılı, herkes ahkâm kesiyor."
Sıra en çok okumuş ve okuyarak aydın olmuş şahıslara geliyor. Rauf bey bunlardan da şikayetçi görüldüğü üzere. Yazısının başında cahillikten dem vuran ama yazının sonunda bunlar okusa da aynı okumasa da aynı sonucunu çıkaran yine kendisi. Diyor ki;
“En medenisi eline ve diline hakim olamazsa, en hayvanisi de elbet uçkuruna hâkim olamaz.Yâni, üst katlarda hukuk'a tecavüz ne ise, alt katlarda otostopçu kadına tecavüz de o... Hiç farketmez.”
İtalyan bir kadına tecavüz eden birisi ile Taksime çıkmak için mücadele veren emekçileri aynı kefeye koyacak kadar aşağılık ve şerefsizce karşılaştırma yapan bu kişiye daha fazla söylenecek bir şey bulamıyoruz.
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=8693016&yazarid=183
Devam edecek Rauf Tamer yazıları…