Öğretmenler Yeni Nesil Sizlerin Eseri ...
Bu sözü hepimiz çok iyi biliriz.Sizler bu sözü duyduğunuzda kendinizle gurur duyardınız, birden koltuklarınız kabarır, kasılırdınız, öğrencilere bakarak.Öğretmenler yeni nesil sizlerin eseri olacaktır.Ve Oldu. Yeni nesil sizin eseriniz oldu. Şimdi ne kadar kasılsanız, kendinizle gurur duysanız az değil mi…
Her biri ayrı feodal bir yapı, yüksek duvarlı hapishane görüntülü okullar, okulun monarşik yönetimi okul idaresi ve sınıfların yöneticisi, sahibi, öğrencinin tanrısı öğretmenlerdir.
Öğretmenler; Öğrenciyi kişiliksizleştirmek için elinizden geleni yaptınız. Daha ilk okuldan itibaren kendi kafanızda yarattığınız tek tip insan modelini yaratmak için çok çalıştınız.
Her sabah, Türküm doğruyum çalışkanım, tek sıra ol, sessiz ol işte eğitim…
Tek tip okul giysilerinin içinde tek tip düşüncede bireyler olmalıydık size göre. En küçük farklılıklara bile tahammülünüz olmazdı. Her gün okul girişinde sıra olup sizin gözetiminizden ve kontrolünüzden geçtikten sonra okula girebilirdi öğrenci. Her öğrenci tek tek incelenir. Kimin saçında jöle var, hangi kızın eteğinin boyu ne kadar. Lan bu saçın hali ne böyle, okul oğlum burası… Okulun tek sorunu öğrencinin saçı,etek boyları olduğu için başka konularla ilgilenme gereği bile duymadınız.
Aslında sizlerin amacı, öğretmeye çalıştığınız tek ama tek şey “otoriteye mutlak itaat”tir. Sınıfa öğretmen gelince ayağa kalkmak gibi şekilci saygı anlayışı da otoriteye itaat öğretisinin bir parçasıdır.
Öğretmen sınıfa girince sınıfın kralı odur. Onun doğrularından başka doğru olamaz, düşüncesi tartışılamaz bile. Eğer ki öğretmenin anlattığı konuya karşı çıkarsanız, örneğin tarih dersinde devletin bizlere anlattığı bilimsellikten uzak egemenlerin yazdığı masalsı tarih dersine karşı çıkarsanız, olayların aslında öyle olmadığını söyleyip “terbiyesizlik” yaparsanız sakıncalılar listesine girmeniz için yeterlidir.
Viyana kapılarında dayanan Osmanlıyı dinlemekten sıkılırda fazla değil 30 yıl öncesinin Türkiyesinde yaşananların neden anlatılmadığını sorduğunuzda size verilecek cevap “burası siyaset yapılacak yer değil” olabilir. Demek ki devlet baba ve çetesi bizim siyaset yapamayacağımız tarihi öğretmek istiyor…
Her şeyin bir sınırı vardır okulda. Devletin size öğretmek istediklerinden başka her şey sakıncalıdır. Örneğin edebiyat dersinde devletçi şairlerden, yazarlardan başkasını görmeniz çok düşük bir olasılıktır…
Din dersinde karıncayı bile incitmeyiz biz edebiyatı yapan din öğretmenine Sivas’ta yaşananlar hatırlatılınca “Müslüman olan öyle şey yapmaz”, “Beni niye suçluyorsun şimdi ben mi yaptım” gibi komik cevaplar almakta olası durumlardandır.
Birde dünyanın başka hiçbir ülkesinde olmayan ( eğer varsa utanırım yazdıklarımdan )okulların ticarethaneye dönüştürülmesi ve öğretmenlerin öğretmenlik dışında daha çok tahsilatçılık yapmasıdır. Okul sanki okul idaresi ve öğretmenlerinin özel iş yeridir ve öğrencilerde bu iş yerinin potansiyel müşterisi. Okul idaresinin zorunlu olarak sattığı okul rozetleri en temel üründür. Bu rozetleri alırsınız ve okul formanızın görünür bir yerine takarsınız, bu tavsiye edilir çünkü eğer siz rozet almamışsanız okul müdürünün odasında adrenalin dolu saatler geçirebilirsiniz.Okul idaresinin keyfine göre para toplaması bunun içinde okula top aldık, kaloriferi tamir ettirdik yada buna benzer bahaneler üretilir. Bu noktada devreye tahsilatçı öğretmenler girer. Her sınıfın tahsilatından birisi sorumlu olur. Sınıfa girer girmez ilk işleri ödeme listesini çıkarıp kimin paraları getirmediğini tespit edip o öğrencileri sınıf önünde aşağılamak onlar için sıradan bir eylemdir.
Niye getirmiyorsun oğlum parayı bak bi tek sen kaldın parayı getirmeyen… Bu anda öğretmen mi yoksa mafya tahsilatçısı mı olduklarını ayıt edemezsiniz yüzlerindeki ifadeye bakınca.
Ülkenin geldiği bu noktada aceba hiç mi suçunuz yok sayın öğretmenler bir düşünün isterseniz. Silik, kişiliksiz, bilinçsiz bireyler yetiştirdiğiniz için hiç pişmanlık duymuyor musunuz ara sırada olsa…
Bir gün emeğinizin hakkını almak için meydanlara indiğinizde, karşınıza dikilen polislerin gözlerine iyi bakın. Belki o polis bir zamanlar sizin öğrencinizdi. Otoriteye mutlak itaati öğretmek için her şeyi yaptığınız öğrencilerinizden birisidir beklide. O öğrenciniz sizden öğrendiğini uygulamak için sizi joplarken, her jop darbesinin size öğretmek istediği şey, sizin öğrencilere öğretmek istediğiniz şey ile aynıdır. Otoriteye itaat…
27.03.20007