Mutlu Olmak Uzaktı Bize…
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi
Biz kendimizden başka
Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz,
Acısını acımız yaptık.
Çünkü Dünya'nın öbür ucunda,
Hiç tanımadığımız bir insanın
Gözyaşı bile içimizi parçaladı...
Böyle diyor Yılmaz Güney şiirinde. Ve yazılacakları zaten özetliyor. Ama biz yinede yazacağız mutsuzluğumuz üstüne.
Bizim mutsuzluğumuz bizden kaynaklanmamıştı. Ne duyulan ucuz bir aşkın acısıydı, ne de kendi küçük hesaplarımızın verdiği üzüntüydü mutsuzluğumuzun nedeni. Bizler zaten hiçbir zaman küçük hesaplar yapmamıştık, ortaya koymuştuk hayatımızı, ve sevgilerimiz iki yüzlü,sahtekarca da değildi. Kendimizi unutmuştuk çoğu kez başkalarının acısına ortak olurken. Kimilerine göre hayatımız boşa harcanmış/harcanacak bir çabaydı. İşte bu nedenlerledir mutsuzluğumuz.
Nasıl mutlu olabilirdik ki dünya bizim dünyamız, düzen bizim düzenimiz değildi.
Çocuklar neden olduğunu bilmediği savaşlarda, bebekler annelerinin süt vermeyen memelerinde açlıktan ölürken,
Önünden geçip gittiğimiz boya sandığını omzuna asmış elleri ayakkabı boyalı yüzünde çocukluğunun vermiş olduğu gülümseme ile içimizi yakan çocukları gördükçe,
12 yaşındaki Umut’larımız 13 kurşunla terörist diye öldürülürken,
İnsanca bir düzen için mücadele verenler, bir canlı çiçeğin bile yasak olduğu, F-tiplerinde ki sevdiklerine hasret yoldaşları düşündükçe,
Gün ışığı görmeden yaşayan madencinin yüzüne baktıkça,
Analar evlatlarını kaybederken işkencede, insanlar sevdikleriyle karşılaşırken son kez morgta,
Bedenlerin sermaye olduğu, kadının alınıp satılabilir bir mal haline getirildiği ve bunun bizzat devlet izniyle yapıldığını bilirken,
Emperyalizmin işgali altındaki ülkelerde parçalanmış vücutlar gözünüzün önüne gelirken,
Gece yatağınıza yattığınızda, aklınıza takılmışsa yine kaç kişi aç uyumak zorunda bu gece de diye,
Okula yırtık ayakkabıyla, aç karnına giden öğrenciyi düşündükçe…
Farkındaysak bunca yalanın, göz boyamanın.
Egemenlerin söylediği sözler ile söylemek istediklerinin arasındaki farkı duyuyorsak,
Ve bu kadar pisliğin, acının nedenini biliyorsak… Biliyorsak nedenini ve bunlara karşı mücadele verirken sokak ortasında kurşunlanıyorsak…
Nasıl mutlu olabiliriz biz bunları düşünürken, yaşarken, görürken, duyarken ve yüreğimizin en derin yerinde hissederken insanlığın acılarını.
Her koyun kendi bacağından asılır diyip kendimizden başkasını düşünmezsek, görmezsek haksızlıkları adaletsizlikleri, işkenceden geçirilirken gencecik insanların çığlıklarını, anaların ağıtlarını duymazsak, hissetmezsek başkalarının acılarını, tek derdimiz tutuğumuz takımın oynayacağı maç olursa, kendi çocuğumuzdan başka çocuklar için de kaygılanmazsak, burjuva medyanın ana haber bültenlerini izlerken olan biteni film gibi izlersek ve olayları bize yansıttıkları gibi olduğunu sanıp hiç düşünmezsek acaba gerçek böyle mi diye, sonrasında merakla izlersek dizilerin yeni bölümünü ve biz bunları yaparken tüm iğrençlikler artarak devam ederken rahat uyuyabilirsek işte o zaman mutlu olabiliriz bu düzende.
Mutlu olmayabiliriz bu düzende ama mutsuzluğumuz umutsuz olduğumuz anlamına gelmesin. Bunca yaşananların içimizde biriktirdiği öfkeden güç alıp, bir avuç insanın değil halkların mutlu olacağı bir dünya kurulana dek savaşmaya devam ettikçe içimizdeki umutta büyüyecektir…
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak.
Ben bütün hayatımda hep
Üzüldüm, hep yandım..
Yaşamak ne güzeldir be sevgili
Sevinerek, severek, sevilerek, Düşünerek...
ve o vazgeçilmez sancılarını
Duyarak hayatın... (Yılmaz Güney)
21.11.2007