Vurulan Ferhat Değil Adalet'tir - 30 Temmuz 2008
Bağımsızlık Demokrasi Sosyalizm İçin Yürüyüş dergisi
satarken, polisin, sırtından vurarak Ferhat Gerçek'in sakat kalmasına neden
olması üzerne aylarca adalet talebini yükseltti Ferhat ve tüm Yürüyüş dergisi
okurları.
Derginin Sahibi ve Yazıişleri Müdürü olan Halit Güdenoğlu da yazılı bir
açıklama ile "Bu adaletsizliğe boyun eğmeyeceğiz" dedi.
Açıklama metni aşağıdadır:
Vurulan Ferhat Değil Adalet’tir!
• Ferhat Gerçek 17 yaşında bir gençti; dergimizin, yani “Bağımsızlık,
Demokrasi, Sosyalizm İçin YÜRÜYÜŞ”ün okuruydu.
• Ferhat Gerçek, dergimizin tanıtım ve satışını yaparken, 7 Ekim 2007’de bir
polis tarafından sırtından kurşunlandı; Ferhat felç kaldı, vuran polis hala
tutuklanmadı.
• “Olay yargıya intikal etti” ve 24 Temmuz’da yargının bir parçası olan
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olaya ilişkin iddianamesi açıklandı.
• Yargı, Ferhat Gerçek’i vuran polis için 9 yıl, Ferhat Gerçek için ise 15 yıl
4 ay hapis cezası istiyor!
NASIL OLUR? Böyle bir iddianameyi ortaya çıkaran hukuk, nasıl bir hukuktur? Bu
iddianameyi hazırlayan nasıl bir zihniyettir? İddianameye bakılınca akla
gelecek ilk sorular bunlardır.
Ancak bu ülkeyi tanıyan herkes, bu soruların cevabını da az çok bilir.
Biz bu hukuk zihniyetini iyi tanıyoruz. Biz bu zihniyeti, 19 Aralık 2000
hapishaneler katliamı davalarından tanıyoruz. Bu zihniyeti, 28 tutsağı
öldürenleri değil, saldırıya maruz kalanları cezalandırmak istemesinden
tanıyoruz. Bu zihniyeti, yüzlerce infaz davasında polislerin aklanmasından
tanıyoruz.
ÜLKEMİZDE, İŞKENCEDEN, İNFAZDAN, KATLİAMDAN DOLAYI HAPSEDİLEN TEK BİR POLİS
YOKTUR; GERÇEK BUDUR. Ülkemizin devrimci, demokrat insanları, okurlarımız
aylardır “Ferhat’ı Vuran Polis Tutuklanmalıdır” talebiyle eylemler
yapıyorlardı. Ama iddianameye bakınca görüyoruz ki, tutuklanmaları bir yana,
mağdur sayılıp hiç dava açılmayabilirdi de.
Kaldı ki, açılan bu davanın da polisler açısından nasıl sonuçlanacağını tahmin
etmek için kehanette bulunmak gerekmiyor. Ülkemizin hapishanelerinde
işkenceden, infazlardan, sokak ortasında insanları kurşunlamaktan dolayı hapse
atılan TEK BİR POLİSİN BİLE OLMAMASI, bu davanın muhtemel sonucunu da göstermeye
yeter.
İddianamenin şekillendirilişi baştan polislere “ceza verme niyeti” olmadığını
ortaya koymaktadır.
1-) İddianameye göre, polisler, “izinsiz gösteri yapıldığı gerekçesiyle olay
yerine gitmişler, atılan taşlardan zarar görmüşler ve bu nedenle havaya ateş
açmışlar...” Ne kadar da masumlar! Hatta mağdurlar. Yaptıkları tek şey dergi
dağıtmak olan Ferhat Gerçek için ise, 'Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Yasası'na muhalefet'ten, 'kamu görevlisine direnme'ye, hakarete', 'nitelikli
mala zarar verme'ye kadar pek çok suç isnat ve icat edilmiştir.
2-) Yargı her zamanki gibi işlemiştir; Ferhat’ın sırtından çıkarılan kurşun,
düzenin kendi yasalarına aykırı biçimde çıkarılıp deforme edilerek, bugünkü
iddianameye uygun hale getirilmiştir. İddianameye göre; polis Ferhat’a direkt
ateş açmamış, kurşun “sert bir zeminden sekerek” Ferhat’a isabet etmiştir.
Sıkılan kurşunun hangi mesafeden nasıl sıkıldığını gösterecek en önemli delil,
Ferhat’ın üzerindeki tişört kaybedilmiştir. (Devrimcilerin infaz edilmesiyle
ilgili hemen tüm davalarda, elbiselerin kaybedilmiş olduğunu hatırlayın.)
Kısacası, dava tam bir “delil karartma operasyonu”nun devamı olarak açılmıştır;
ki bu, kurşun sıkan işkencecileri, katilleri korumak için her zaman başvurulan
yoldur.
3-) Bu iddianameyi yazan zihniyet, ülkemizdeki ilerici, devrimci, muhalif
kesimlere nasıl baktığını da ortaya koyuyor: Yürüyüş, yasal bir dergidir;
İddianame, kendi yasalarını görmezden gelip, dergimizi “yasadışı” dergi yerine
koymuştur. Okurlarımızın yasal ve meşru dergi satış ve tanıtımı, “yasadışı
gösteri” olarak nitelendirilmiştir. Okurlarımızın üzerindeki Yürüyüş yazılı
önlükler ise “yasadışı tek tip üniforma” olarak gösterilmiştir.
Bir hukuk, bir yargı, bu kadar önyargılı, bu kadar keyfi ve kendinden olmayana
karşı bu kadar düşmanca olabilir mi? Olursa o hukukun hükmünün adil olacağına
inanılabilir, güvenilebilir mi?
Biz bu hukuka inanmiyor ve güvenmiyoruz!
Savcı, vurulup felç edilen genç okurumuz Ferhat Gerçek için 15.4 yıl değil,
ağırlaştırılmış müebbet de isteyebilirdi. Hatta bu cezanın, suçun karşılığını
vermek bakımından yetersiz kaldığını ileri sürüp idam cezasının yeniden
getirilmesini de talep edebilirdi. Bu bir mizah değil ne yazık ki! Ülkemizde
adalet dediğinizin kendisi bir kara mizah zaten ve böylesi talepler, cezalar
hiç görülmemiş şeyler de değildir.
Yürüyüş dergisi, ülkemizde hukuk ve adalet olmadığı için var zaten.
Dergimiz, ülkemiz bağımsız olmadığı için var.
Dergimiz, ülkemizde demokrasi olmadığı için var.
Bunun için bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizmi savunuyoruz.
AKP’nin demokratları nerede? ‘Ulusalcı’ demokratlar nerede?
Ergenekon işte bu davadadır.
Onlar yine yoklar ortada. Onların yine bir itirazları yok Ferhat Gerçek
İddianamesi’ne.
AKP kapatma davasının iddianamesiyle, Ergenekon iddianamesiyle “yakından”
ilgilenen burjuva medyanın büyük bölümü, bu iddianameyi görmezden gelmiştir.
AKP’cilerin ve Ergenekoncuların görmezden gelmekteki ittifakı yine dikkat
çekicidir.
Ergenekon işte bu davadadır. Bu davada olan, yüzlerce infaz, katliam, kaybetme
davasında olanın aynısıdır. Polise Ferhatları sokak ortasında kurşunlama
cesaretini veren Ergenekoncuların kontrgerilla zihniyeti ve AKP hükümetinin
katilleri himaye etme politikasıdır. Yasaması, yürütmesi, yargısı, hükümeti,
polisi, savcısı, medyası, yine bir devrimcinin kurşunlanmasını onaylayıp,
saldırganları aklamaktadır.
Türkiye’de böyle bir düzen, böyle bir politika olduğu için, adalet de işte
böyle işliyor!
Bu adaletsizliğe boyun eğmeyecek ve adalet için mücadeleden de asla
vazgeçmeyeceğiz.
Yürüyüş okurlarına ve tüm halkımıza, bunu böylece bir kez daha ilan ediyoruz.
27 Temmuz 2008
Yürüyüş Dergisi
Sahibi ve Yazıişleri Müdürü Halit Güdenoğlu