Eğlenin Yavrularım Eğlenini
Biliyorsunuz dostumuzdur Amerika. Topraklarımızın 32 milyon
metrekaresi üstünde onun bayrağı dalgalanır. Her Bakanlığımızda onun uzmanları,
gizli güvenlik teşkilâtımızda onun dolarları. Anadolu köylerinde onun barış
gönüllüleri vardır. Başbakan dahi onun firmalarının komisyonculuğundan gelmiştir
iktidara ve onun Başkanıyla kolkola çektirdiği resimleri halka dağıtmanın
kıvancıyla toplamıştır oyları.
Amerika, bakırlarımızın yüzde elli bir
oranında kendisiyle iş yapacak patronlara devrini istiyorsa, elbette bu
egemenliğimiz ve özgürlüğümüz içindir.
Eğlenin yavrularım, eğlenin. Gülün,
oynayın, koşun, bağırın. Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz.(Çetin Altan)
Hala “Futbol” Güzellemesi Mi?!
“Futbol olmasaydı,
Portekiz’i
yönetemezdim.”[1]
“Futbol”...
Büyük bir çoğunluğun
hayatındaki, “masum” ve “olağan”mış gibi sunulsa da, “sadece futbol” olmayan,
olması da mümkün olmayan şey...
“İyi de, o ne” mi?
Nereden yanıtladığınıza
bağlı...
Örneğin Celâl Üster gibi, “Futbolun, daha doğrusu ‘top oyunu’nun,
beş bin yıl önceye giden kökenleri”nden de söz edebilirsiniz; veya Haluk Sunat
gibi, “Futbol bir oyundur. Hayat da. Futbol sadece futbol değildir, artanı
hayata dahildir. Herkes hayatını ve futbolu kendi meşrebine göre yaşar,” da
diyebilirsiniz! Devamı >>
Cezaevlerindeki Son Çığlık Ve O Beyaz Gemi
Unutmak mümkün mü, bu ülkedeki
acımasızlığın tarihini... Etime, iliğime işledi korkusu... Gözlerim yırtıldı bu korkudan.
Bayrak törenlerinde hep içim üşüdü... İnsanın kendi ülkesinde bir
yabancı gibi yaşaması ne demektir; ne demektir, kalbine batan aykırı bir dikenle
yaşaması... Ben bu ülkede, hep gitmekle kalmak arası yaşadım... Doyasıya
sevmekle, bütün varlığımla nefret etmek arasında gittim geldim...
Ne kadar sevsem de hiçbir şeyi unutmuyordum ve neden ondan bütün varlığımla nefret ettiğimi biliyordum: Çünkü hiç unutmuyordum, ortaokul çocuklarına seyrettirilen idamları...
Kamber Ateş Nasılsın
Ama Mamak görüşlerinde, yavaş sesle konuşmak, el, kol, yüz hareketleriyle işaretleşmek ve Türkçe'den başka bir dille konuşmak kesinlikle yasaktı. Yasak herhangi bir biçimde ihlal edildiği anda görüş kabininin her iki tarafında, giriş kapılarının önünde alıcı kuş gibi bekleyen görevli askerler, talimatlara uyulmadığını belirterek, hemen "görüş bitti" diyorlar, tutuklu apar topar, görüşçüsünün gözleri önünde tartaklanarak alınıp götürülüyordu. Aynı muamele görüşçüye de yapılarak kapı dışarı ediliyordu.
17 Yaşında Bir Tabut
Bana 17 yaşında bir çocuğun, tabutunu resimleyebilir misiniz Sayın Evren? Tarih:12 Eylül 1980.CIA’in Ankara İstasyon Şefi Paul Henze o gün her zamankinden daha heyecanlı ve hareketli görünüyor.’Our boys have done it!
'Yalnız değilmişim Atam, dekolte tişörtümü beğendiniz mi?'
Keşke ben de Kemalist Dininin bir mensubu olsaydım. Her daim
vesayet altında bir çocuk gibi yaşasaydım.
O zaman Anıtkabir'in mermerlerine
başımı dayar, bi yandan mermerleri öperken iki yandan 'Çok yalnızım Atam!'
derdim.
F-Tipinden Mektup Var
Tecrit bir politikadır. Sistemli bir politika. Daha hücreye gelmeden önce başlar tecrit. Önce hedef belirlenir. Yok edilecek hedef? İstenmeyen, bitirilmek istenen,hiç haline getirilecek hedef.(Tekirdağ 1 Nolu F Tipinden Tekin Tangün)
Her Türk Asker Doğmaz
Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak, askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa. Devamı >>
Devletin Cinsel
Şiddet Kalpazanlığı
Hamile kadına işkence yapılırken "Olsun, bunu düşür, bir tane de benden yaparsın" sözleriyle kanımızı tutuşturuyor.
Burası Türkiye
Sabah akşam korkma sönmez memleketimi seviyorum diyebilirsiniz. Çakıl taşı edebiyatı, din iman, Orta Asya’dan bir koşuda geldik bu memleket bizim demek serbest. Masallar anlatmak, “Osmanlı...” deyip başlamak, üç kıta, Viyana kapıları, bolca hoşgörü ve halkların kanı ile yazılmış bir tarihin sayfalarında dolaşmak, düşler kurmak serbest.
Dünden Bu güne Büyük Devlet Yalanları
YALAN: 17 yaşındaki Erdal Eren'in Zekeriya Önge isimli askeri öldürdüğü. Erenle ilgili hafızalara kazınan bir başka yalan da yaşının 18 diye gösterilmesiydi.
GERÇEK: Erdal Eren'in Zekeriya Önge'yi öldürdüğüne dair herhangi bir delil ortaya konamadı. Eren'in avukatlarının olayın ispatına yönelik talepleri yerine getirilmedi. Erdal Eren idam edildiğinde 17 yaşındaydı.
Delilsiz Asılanlar
Savcı Mete Göktürk de anlatıyor ki, “İdam sehpasına çıkarken Che Guevara'nın ünlü 'Ölüm hoş geldi, safa geldi' dizelerini bağıra bağıra okuyordu. O ölüme giderken yanında avukatı dahil hiç kimse yoktu. Ona yabancı olmayan tek şey kendi sesiydi. Ayağının altındaki sandalyeyi, slogan atarak kendisi itti.”
Devlet Tarikatları Seviyor
Cemaat-siyaset ilişkisi esas olarak siyasi partiler üzerinden değil, devlet (belki de moda deyimle 'derin devlet') üzerinden yürümektedir. Cemaatleri aktif siyasete çeken, onlarla karşılıklı taviz temelinde pazarlıklar yürüten esas güç partilerüstü devlet mekanizmalarıdr.
Bin Yılların Efsanesi Newroz
Nevroz Bayramı farklı biçimlerde tarihe geçse de, ortak bir kaç noktada anlamını buluyor. İlk olarak Newroz, 2616 yıllık geçmişiyle en eski özgürlük bayramı. İkinci olarak, Kürt halkının Demirci Kawa önderliğinde Dehhak zulmüne isyan ateşini tutuşturduğu ve zaferle taçlandırdığı gün.
Herkesin Bildiği Ama Göremediği: Derin Devlet
Eski başbakanlandan Bülent Ecevit ve eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da 'derin devlet' gerçeğini kabul etti. Kamuoyu ise neredeyse artık herkesin bildiği, Başbakan Vardır' dediği, 'derin devlet' ilişkilerinin neden çözülemediğini merak ediyor.
Hamur İşi Bir Linç Girişimcisi
O TAYAD'lı genç, inancı ve isyanıyla dimdik dururken o yumruğun karşısında, ancak iktidar arkasındaysa yumruğunu sıkabilen o linç girişimcisi olsa olsa iktidarın her an ortasından bükülüverecek geçici bir mutluluk çubuğu olabilir.