96'nın 12 Karanfili Anıldı - 30 Temmuz 2008
Dersim Kışla Meydanı'nda 29 Temmuz saat 19.30'da toplanan
Demokratik Kitle Örgütleri tarafından 1996 Ölüm Orucunda şehit düşenler yapılan
basın açıklaması ile anıldı.
Zılgıtlar, alkışlar ve sloganlar eşliğinde toplanan kitlenin, 96 Ölüm Orucunda
şehit düşen 12 Ölüm Orucu direnişçisi için yapılan saygı duruşuyla etkinlik
başladı.
Ardından 12'leri temsilen 12 mum yakılarak yere bırakıldı.
Basın açıklaması metnini Halk Cephesi temsilcisi Evin Timtik okudu.
Açıklama metninden sonra 12'lere atfen şiirler okundu ve şehitlerin yaşamlarını
ifade eden kısa bir skeç oynandı.
Skeçten sonra omuz omuza halaya duruldu.
Sık sık zılgıt ve ıslık seslerini yankılandığı açıklamada "Ölüm Orucu
Şehitleri Ölümsüzdür, Yaşasın Ölüm Orucu Direnişi, Yaşasın Devrimci Dayanışma"
sloganları atıldı.
Halk Cephesi, Partizan, HKM, DHP ve ESP tarafından düzenlenen ve ilginin yoğun
olduğu açıklama, coşkulu bir şekilde çekilen halayların ardından sona erdi.
Evin Timtik'in okuduğu açıklama metni:
Gün geçmiyor ki ülkemizde yaşanan adaletsizlikleri, haksızlıkları, katliamları,
operasyonları duymayalım. Her gün alışageldik olaylarmış gibi duyarız bunları.
Halkımızın payına ise hep gözyaşı, kan ve acı düşer…
Yakın tarihimizde yaşananlar hafızalarımızda yerini koruyor. Ve Türkiye
hapishanelerinde yıllardır var olan ölümler… Ve tarihsel niteliği olan
direnişler… Ülkemiz hapishaneler tarihine damgasını vuranlardan biri de
kuşkusuz 1996’daki Ölüm Orucu direnişidir.
Direnişin başlamasına neden olan süreç kısaca şöyledir:
Buca, Ümraniye katliamlarının üzerinden kısa bir süre sonra 1996 yılının Mayıs
ayında Eskişehir tabutluğu açıldı.
İktidarın buradaki amacı; tutsakları teslim alarak, halkı yıldırmak,
sindirmekti. Çünkü tutsakları teslim alınan bir halkın moralini bozmak ve
teslim almak çok daha kolaydı.
Tabutluklar, hücreler egemenlerin elinde, tutuklu ve hükümlüler için kullanılan
bir işkence ve yok etme aracına dönüşmeye başlamıştı.
1996’nın 6 Mayıs’ında Adalet Bakanlığı hücre, tecrit, itirafçılaştırma ve
bağımsızlaştırma uygulamalarını yasalaştırma amacı ile çeşitli genelgeler
yayınladı.
Böylece teslim alma politikaları resmileştirilmiş olacaktı. Egemenlerin
saldırısına karşı halk yalnız bırakılamazdı.
20 Mayıs 1996’da Türkiye hapishanelerinde bulunan 1500 tutsak, Eskişehir
tabutluğunun kapatılması ve genelgenin iptal edilmesi talepleri ile süresiz
açlık grevine başladı.
Süresiz açlık grevi, “İktidarın tecrit, hücre, bağımsızlaştırma,
itirafçılaştırma politikası kabul edilemez” kararlılığıyla 45 gün sonra Ölüm
Orucu’na dönüştürüldü. Ülkemiz tarihinin en güzel devrimci dayanışmasının
örneklerinden biri yaşanmıştır.
Ölümü göze almadan sömürü ve zalimler al aşağı edilemez. Ölüm Orucu bu iddianın
somutlanmasıydı. Dönemin siyasi iktidarı “gizli gizli yiyorlar”, “yiyecek
stokları var”, “ölmezler”… diye açıklamalar yapıyordu. Egemenler bu derece aciz
yöntemlerle direnişe saldırıyorlardı. Tüm bu yalanlar ve karalamalara rağmen
Ölüm Orucunun 61. gününde ardı ardına gelen ölümler iktidarın yüzüne çarpan bir
şamara dönmüştü.
69. günde tam 12 devrimci tutsak ölümsüzlüğe uğurlandı.
Saldırı püskürtülmüş, egemenler geri adım atmıştı. Aygün UĞUR, A. Berdan
KERİMGİLLER, İlginç ÖZKESKİN, Ali AYATA, Yemliha KAYA, Ayçe İdil ERKMEN, Müjdat
YANAT, Hüseyin DEMİRCİOĞLU, Osman AKGÜN, Hicabi KÜÇÜK, Tahsin YILMAZ, Hayati
CAN tarihe büyük miras bırakarak aramızdan ayrıldılar.
1996’da yaşanlar sadece o dönemde kalmadı; çünkü ülkemizde hapishaneler
politikası böyle işliyor, her yeni hapishane katliamla açılyordu.
F tipleri açılırken de 19 Aralık 2000’de 20 hapishanede birden düzenlenen
operasyonda tam 28 tutuklu ve hükümlü katledildi. 20 Ekim 2000’de başlayan Ölüm
Orucu, 96’dan aldığı güçle saldırıların önüne geçiyordu. Ve “Sosyalizm öldü” diyenlere
122 şehitle cevap verildi.
Egemenler, korktuğu için saldırıyor ve katlediyor. Şüphesiz ki sonuçlar
alamayacaktır. Çünkü, bu ülkede egemenlerin oyunlarını bozanlar, sosyalizm ve
bağımsızlığı savunanlar yaşıyor.
Egemenlerin katliamına izin vermemek Adalet Bakanlığının yayınladığı 45/1 no.lu
genelgenin takipçisi ve hapishanelerde bugün de süren saldırıların karşısında
olalım.
Bu duygu ve düşüncelerle '96 Temmuz’unu selamlıyor, buradan bir kez daha
katliamı unutmayacağımızı, unutturmayacağımızı, yineliyoruz. Tüm halkımızı
katliamların ve 19 Aralıkların yaşanmaması için sesimizi yükseltmeye ve
mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!
halkinsesi.tv