Uruguay’daki diktatörlük döneminde bir hapsanede ; kafası hapishanedeki herkes gibi sıfır numara tıraş edilmiş bir mahkum, “yemekhaneye dağınık saçla girdiği” için cezaya çarptırılmıştı; bir başkası da, “ kafasını kapının altından uzattığı” gerekçesiyle. Oysa o kapının altından ancak bir milimetrelik bir ışık geçebilirdi.
s tecrit f tipi hapsane hapis tutsak osyalizm devrim video felsefe kızıldere şiir din hayyam marks Marksizm komünizm Lenin lenizm troçki che fidel castro küba yaşam cennet cehennem einstein evrim foto fotoğraf resim soyut müzik mp3 ahmet kaya şarkılar türkü selda bağcan grup yorum pentegram bulutsuzluk özlemi mor ve ötesi yazılar makaleler deniz gezmiş mahir çayan ibrahim kaypakkaya türkiye abd ab Avrupa grup kızıl ırmak devlet, devlet terörü seyid rıza dersim katliamı thkp-c tikko mlkp esp höc spartaküs babek isyanı pir sultan Meksika Devrimi ve Zapatistalar Hugo Chavez ve Venezüella Mustafa Suphi köle feodal kapitalist 1 mayıs işçi bayramı 8 mart emekçi kadınlar günü Vietnam devrimi Kemalizm 77 katliamı küçük armutlu gazi mahallesi Sivas Maraş çorum Tarsus Bahçelievler katliamı Laz Marks Ahmet arif ataol behram oğlu aziz nesin Behçet aysan can yücel Enver gökçe Hasan Hüseyin Korkmazgil Nevzat Çelik Nihat Behram Pablo Neruda Ruhi Su Yılmaz Güney Enternasyonel lilith yürüyüş tavır işkence engin ceber burjuva medya haber yalanları kitap ebook elektronik kitap radyo anadolununsesi radyosu enginceber.org agarhesapver.org
Tarihi Selimiye Kışlası ve kışlanın bir odası, derin bir rutubet kokusu yayılıyor etrafa, Oda ama ne oda: Hücre hücre.. Kapısına kilit vurmuşlar. Burası Türkiye, Mozambik, Angola, Endonezya, Brezilya. Güneşi görmeyenler diyarı, Tutsaklığın kapısının demir parmaklıklarının önünde Mehmet’i yükseltmişler bacım, Mehmed’i. Nöbet değişiyor, simdi kapının önünde bir siyahi var. Mozambikli galiba. Yanında iki nöbetçi daha var. Endonezyalı bir emekçi oğlu emekçi biri, Öteki de Mozambikli yedi göbek köle çocuğu.. İşte hayatin diyalektiği. Saat 23.00 hücremde sivrisinekler, Oligarşinin türküsünü söylüyorlar hep bir ağızdan Ve bir adam avazı çıktığı kadar başlıyor bağırmaya. Sesler yükseliyor, Ve bir koro, hep bir ağızdan özgürlüğün marşını söylüyor. Sineklerin vızıltısı duyulmuyor artık. Genç adam hayretle etrafına bakıyor. Yanında Hasan Tahsin, Hüseyin, Sinan, Alp ve daha niceleri.. Bu hücre kalabalık bacım, kalabalık. Asya’nın, Afrika’nın, Amerika’nın devrimcileri, Ve bütün mazlum uluslar bu hücrede. Mars bitiyor, hava yine ağırlaşıyor. Sinirler bozuk, herkes sıkıntılı. Sivrisinekler oligarşinin türkülerini çağırmaya tekrar başlıyorlar. Hüseyin, Sinan, Alp, Che, Pera’da ve Benerci’nin dudaklarında sıkıntılı ve acı bir tebessüm...
Emekçiler üzgün, kölelerin boynu bükük. Sivrisinekler memnun ve neşeli.. Bekliyoruz, ne zaman kesilecek bu vızıltı? Bekliyoruz, sıkıntılı, sinirli ve mutlu. Bir bekleyiş bu... Hepimiz biliyoruz ki repertuarı bitiyor sivrisineklerin.
Mahir ÇAYAN
KIILDERE DİRENİŞİ 40. YILINDA
Kızıldere direnişi üzerinden tam 40 yıl geçti. Bir direniş geleneği bırakarak hayatlarını Türkiye halklarının Sosyalizm mücadelesine adayarak verdiler.
On'lar Kızıldere'de direnmeyebilirlerdi. Hepsi akıllı, zeki, eğitimli insanlardı. Zengin olabilirlerdi. Pekçok imkan sağlayacak koşulları yaratabilirlerdi kendileri için. Millet vekili bile olurlardı hatta. Bol bol da siyaset yapabilirlerdi. Ama onlar direnmeyi ve Sosyalizmi seçtiler.
Düşüncelerine, inançlarına ve halklarına ihanet etmediler.
Bu direniş işte bu nedenle 40 yıldır unutulmadı. 40 yıldır kesintisiz bir şekilde mücadele veriliyor. Ölünüyor, işkencelerden geçiriliyor, ağır hapis cezaları veriliyor, binbir tehdit, baskı, yıldırma oyunu oynanıyor ama bu mücadele sürüyor.
Bu gücü nerden alıyor bu insanlar hiç düşündünüz mü ? Bu gücün kaynağı bu direniştir, bu inanç, insanca yaşamın olacağı BAĞIMSIZ TÜRKİYE inancıdır.
Mahirler'e olan bu sevgi ve bağlılığın kaynağı da budur. Varsın sivri inekler vızıldasın. Varsın herşey bitti, geçti o günler desinler, değişti herkes sizde değişin desinler, sosyalizm öldü desinler vızıldasınlar...
** Silopi İlçesi Cudi Mahallesi'nde 24 Temmuz'da polisin müdahale ettiği gösteri sırasında, başına gaz bombası fişeği isabet etmesi sonucu ağır yaralı olarak kaldırıldığı Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde 13 yaşındaki Doğan Deyboğa hayatını kaybetti.
“... Ben işkencecilerin nasıl eğitildiğinin tanığıyım. Ben işkence görürken, askıya alınırken sorguyu seyredip işkence yapmayı öğrenmeleri için DAL'a getirilmiş 20-25 tane genç polis vardı. İşkenceciler gülerek "Onları eğitiyoruz ablası" diyorlardı. Gözbağımı açmıştım. O yüzler geleceğin işkencecileriydi. Eğitimlerini benim üzerimde yaptılar."